Bayadır yazı yazmıyordum, müziğe ve filmlere kaptırmıştım kendimi. Yazı yazmak için düşünmek gerekiyordu ve bu aralar düşünmekle pek aram yoktu. Son düşüncelerim O'nu unutmamaya çalışmaktan ibaretti.
Unutmak istemiyordum, böyle bir güzellik unutulmamalıydı. İnsan aşık olduğunu hep ayrılınca anlarmış. O acının adı aşkmış. Böyle bir acı yaşamamıştım galiba. "Dünle beraber gitti cancağızım" O giderken sadece bakakalmak, gitme dur diyememek beni ne kadar derinden üzdüyse eminim onu da o kadar üzmüştür. Elim kolum bağlıydı... Önüne geçemeyeceğim, engel olamayacağım bir nedeni vardı. Haklıydı.
Ben sustum, o sustu. Sessizce içimizde fırtınalar koparak severek ayrıldık. Hangi neden beni sevdigimden ayırabilir diye düşünürdüm biri böyle şeyler anlattığında. Seversem sonuna kadar arkasında dururum derdim. "Sevgiyle yapılan hiç bir şey, insana zarar vermez"di, Candan Erçetin'in ninni şarkısında geçen mısra "korkmaksızın seveceksin" diyordu.
Ama hayat şartları... Neden ayrıldınız diye soranlara hayat şartları diyorum. İsyan etmiyorum bu hayat şartlarına, baştan bildiğimiz şeylerdi. Sonu görülebilen şeylerdi. Bana düşen "benim aşktan anladığım yaşananlar kar saydığım, kalbim sen de kaldı kır gitsin" den başka birşey değildi. Konuşma hakkım bile yoktu. Konuştu dinledim, tek bir kelime etmedim. Konuşmayınca güya dik durdum, tepki vermedim, normal karşıladım, soğuk kanlıydım. Pehh bi de bana sorun. Günler geçtikçe sinirlendim, "bana ne yaptın çocuk" dedim.
En sevdiğim şeyi de aldı, müzik dinleyemez olmuştum. Karın ağrıları verdi bana... Kokusu sinmiş t-shirt bırakmıştı arkasında. Odamın bir yerinde duruyor, çamaşır sepetine girmeyi bekliyordu. Kokusu azaldıkca paniğe kapılıyordum, hatıralarımızda aynı hızla silinmeye başlıyordu. Bana mutluluk veriyor diye, giden birinin hatıralarına sarılıyordum. 1,5 ay geçmesine rağmen hergünü yeni ayrılmış (hafif geldi bu kelime) terkedilmiş gibi bir nevi "groundhog day"mişcesine baştan yaşıyordum. Hergün öncekinin aynıydı, ses yoktu, yeterince tanımıştım olmayacaktı zaten.
Ben olsam birşeyler yapardım sevdiğim birini terkediyorsam bir şekilde bu acıyı da beraber sırtlamaya çalışırdım. En kötü ihtimalle kavga eder ayrılırdım ki aklından kolay silinsin. Değişimimden korkuyorum, bu tecrübe benimde başkalarına aynı şekilde davranmama yol açabilir. Biz ne acılar çektik senin ki yanına bile yaklaşamaz, çatt ayrılıyorum senden! olaylarına girebilirim. Ben sana geldiğimde böyle değildim. Neden beni daha kötü, taş kalpli bir insan yaptın demezler mi adama. En azından buna hakkın yoktu. En azından yılbaşı arifesinde aradığımda o telefonu açacaktın. En azından meşgulsen geri dönecektin. En azından bir mesaj yazacaktın. Aklıma takılmana gerek yoktu o gece. Bir hata mı yaptım ben olaylarına girmeyecektim ki daha once hal hatır sorardık. Artık mis kokan t-shirt üm çamaşır sepetinde. Bunları yazmamı tembihleyen de o. Artık herşeyiyle unut dedi. Kendine gel yeni müzikler kitaplar filmler oyunlar keşfet, kendine zaman ayır dedi. Uçaklara konsantre ol, işini düzgün yap dedi.
İş demişken artık nereye aidim bilmiyorum. Bi avrupa yakası(AHL), bi anadolu yakası(İSG). Ömrüm yollarda geçiyor(trafik trafik). Havaalanında çalışmanın en güzel yanı, sabah serviste geldik mi diye uykulu gözlerle etrafa degil gökyüzüne bakıyorum. Uçak göremezsem daha var diyorum uyumaya devam ediyorum, uçak görürsem yönüne bakarak havaalanının ne tarafta olduğunu, irtifasını da (yüksekliğini) gözüme kestirip varış için ne kadar süre kaldıgını tahmin ediyorum.
Şirket değiştiriyorum dolaylı yoldan, işler yolunda giderse geri kalan ömrümün önemli kısmını yurtdışında otel odalarında yöreye ait içkileri yudumlayarak geçireceğim.
Dip not: Yılbaşı arifesinde telefonu açmayarak bana iyilik yaptın, kendime gelmemi sağladın. Yoksa o t shirt benimle konuşmayacak, beni kendime getirmeyecekti. "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.."
Rüzgar dedi ki güzel şeyler biter,
Kalbim dedi ki unutmasın yeter!
En Güzel Günler Senin Olsun...
bonus:
frameborder="0" allowfullscreen>
bonus 2:
I left my girl back home, I don't love her no more
And she'll never f*cking know that, these f*cking eyes that I'm staring at
Let me see that ass, look at all this cash
And I've emptied out my cards too
Now I'm f*cking leaning on that
Bring your love baby I can bring my shame
Bring the drugs baby I can bring my pain
I got my heart right here, I got my scars right here
Bring the cups baby I can bring the drink
Bring your body baby I can bring you fame
That's my motherf*cking word too
Just let me motherf*cking love you
Listen ma, I'll give you all I got
Give me all for this, I need confidence in myself
Listen ma, I'll give you all of me
Give me all of it, I need all of it to myself
Oh, oh, oh
Woah
So tell me you love me
Only for tonight
Only for tonight
Even though you don't love me
Oh, oh
Just tell me you love me
I'll give you all of me, I'll give you all of me
Even though you don't love me
Let me see you dance
I love to watch you dance
Take you down another level
Get you dancing with the devil
Take a shot of this
But I'm warning you
I'm on that shit that you can't smell baby
So, put down your perfume
Bring your love baby I can bring my shame
Bring the drugs baby I can bring my pain
I got my heart right here, I got my scars right here
Bring the cups baby I can bring the drink
Bring your body baby I can bring you fame
That's my motherf*cking word too
So let me motherf*cking love you
Listen ma, I'll give you all I got
Give me all of this, I mean confidence in myself
Listen ma, I'll give you all of me
Give me all of it, I need all of it to myself
I need all of it
So tell me you love me
Only for tonight
Only for tonight
Even though you don't love me
Oh, oh
Just tell me you love me
I'll give you all of me, I'll give you all of me
Even though you don't love me
Bugün doğumgünüm 12 yaşındayım.
Herhangi bir kişinin ölümü, bu en yakınınız olsa bile insanın kişiliğini bu denli değiştiremez. Herhangi bir insanın dışında tutabileceğim liderler var tabii ki, onlar dünyayı değiştirmişlerdir, yakarak yıkarak o coğrafyadaki insanlığın tarihini (haklı ya da haksız demiyorum). Bir şehrin yıkılması ise o şehirdeki insanların anlam veremedikleri şekilde sahip olduklarını feda ederek değişimlerine yeniden doğuşlarına sebep olmuştur. Öfke duyarlar; inandıkları, sahiplendikleri bir vizyon bir düşünce ya da ülkeleri için olsa ses çıkarmazlar. Ama neden durup dururken kendi hallerinde yaşarken o sıcacık evler yıkılır, hayatlar altında kalır anlam veremezler. Bunadır bütün öfkeler, çıldırışlar, isyanlar.
Peki ya ben o günden sonra daha nasıl inanabilirdim hayatın güzel olduğuna. İnsan hayatından vazgeçiyor bitsin bu çile diyor; su sırasında, gaz sırasında, yemek sırasında beklerken. Elleri üşüyor kimse tutmuyor çokta umurumda diyor, ellerini cebine sokup başını öne eğiyor. Yüzü rüzgardan donuyor, ısıtacak tek bir yer bile olmadığından sesini çıkartmıyor. Sanıyorlar ki esen soğuk rüzgardan dolayı gözleri doluyor, o rüzgara inat uzakları görmeye çalıştığından gözleri ıslanıyor.
Etraf yıkılmış binalarla dolu.
Jeneratörle çalıştırılmış bir tv ye denk geliyor tek başınalığın öyküsünü dinliyor tvde. Sanıyorlar ki içecek su bulamazken tvde kadeh kaldıranlara isyan ediyor. Asla! Tv dekilere içerlemesinin sebebi daha 2 gün önce aynı hayatı kendiside yaşıyordu şimdi ne oldu da bu kare bu kadar uzaktı ona. Onu hatırlıyor da ona isyan ediyor. Neden ben diyor !
Ergenliği kırılmışlar o sokakta top oynarken ne mutlulardı. Artık kimse top oynamıyor o sokakta. Herkes o sokak dışında düzce dışında nerede yaşayacağını planlamaya çalışıyor.
İzmitten okuldan gelmiş daha eve gireli 5 dakika olmamıştı. Yine o çatırtı ta derinlerden, ağlayacaktım o çatırtıda. Kabus olsun bu dur dur sallama diyordum içimden. Endişeleniyordum hayır hayır bir daha olamaz olmamalı diyordum. Zaten ev orta hasarlı. Annem ablam evde içindeyiz bu evin üstümüze yıkılacak diyor, annemle ablama bakıyordum. Çok endişelilerdi. Belki son kezin bakışıydı bu, son bakıştı. Durdu sandık ama yanılmışız. Kendimizi zor attık dışarı vücut olarak. Beynim çoktan iflas etmişti, öfkeye çıldırışa yenik düşmüştü. Yeni biri doğmuştu. Susmaya karar vermişti, kendi başına kalmaya, bir canı olduğunun farkındaydı alsalarda içi yanmazdı artık. Alınmıştı çünkü, mutluluğun bir daha yüzüne yakışmayacağını biliyordu. O gece sogukta ateş başında tek başına uyumuş uyandığında paçaları yanmış sönmüş, pantolonu ayazdan kapkatı kesilmiş ama kendisi üşümüyordu. Yemek bulabilmek için eve girmiş eve girdiğinde depremden önce hazırlanmış olan masanın yerle bir olduğunu görmüş, karnı guruldamıştı.
Herkes walkmanden haberler için radyo dinlemeye çalışırken o son pilleriyle hep şarkılar dinlemişti.
Hoparlörlere pil bağlayıp herkes dinlesin istemişti ama ayıplanmıştı.
Kendi kendine konuşmuş, içinden şarkılar söylemişti, ve asla hayal kurmamıştı. Akışına bırakmış artık hiçbir şeye müdahale etmiyordu. Ara ara öfke patlamaları yaşıyor, kendiliğinden sakinleşiyordu.
Ergenliğime inildiğinde bunlar var, aklımdan çıkmıyor. Benim gibi binlercesinin hayatı bu şekilde değişti, ülke geneline yayılmış durumdayız. Ve yenileri geliyor bu son depremle.
Şehirler yıkılır
Hayatlar altında kalır
Aslında cezalandırılanlar geride kalanlardır
Bi de gidenler vardır. Asla unutulmazlar!
"Dokunsam ağlar mısın düşünüp o yılları?"
2 hafta önce kuzenimin düğünü nedeni ile memleketime gitmiştim. Gidince farkettim uzun zaman olmuş. Ailemi bir şekilde görüyordum ama baba ve ana evine uzak kalmıştım. Baba evinde kalabilmek için işten izin alıp bir gün erken gitmiştim. Orada olmayı seviyordum. Kendi başına bahçesiyle hayvanlarıyla dağ evi diye tabir edebileceğimiz bir yerde yaşıyor babam. Kedileri vardı yeni yavrulamışlardı ama görememiştim. Fotograf makinemi tozlandıgı yerden çıkartmak için iyi bir fırsattı...
Üstteki en sevdiğim yavru, diğerlerine göre biraz ufak kalmış. En son doğduğu için diyor babam, bu yüzden boşta meme kalmadığından pek beslenememiş olabiliyor diyor.
Direk sevgiyle besleniyor. Annesinin sırtına kendi başına çıkmıştı burda.
Babam çiçeklerine zarar gelmesine tahammül edemeyen bir insandır... Ama bunlarla baş edemiyor. Bahçenin heryerinden çıkıyorlar. Koşuyorlar, kavga ediyorlar, tırmanıyorlar...
"Yalan söylemem asla diyenlerdenim. "
Hiçbir insana zarar vermem asla ama geçenlerde yanlışlıkla xxx in ayagına basarak düşmesine, soyunma odasında t-shirtümü çıkartırken ordan geçmekte olan yyy nin gözlüklerinin burnunu acıtmasına, çalışırken zzz nin ayagına alet düşürmem dışında.
Ama hiçbir insana zarar vermem asla...
Yalan söylemem asla... Biraz abartmışlığım olabilir olayları.
Önce o başlattı ama o kadar yetenekli olmasaydı. O o kadar şey anlatırken bende susamazdım etkileme gereksinimi duydum çünkü etkileniyordum yavaş yavaş. Sidik yarıştırdığımı anlamıştı tabii ki. Diyalogun özetini geçmem gerekirse:
O dans ediyor BEN bateri çalıyorum.
O fotograf çekiyor BEN resim yapmayı seviyorum.
O kendince kliplerde ufak danslar sergiliyor BEN kısa film çekiyorum.
O film izliyorum diyor BEN kitap okumam lazım diyorum.
O dans antrenmanı yapıyor BEN kondisyon aletleri ile spor.
Bu dediklerimi dönem dönem yapmışlıgım var ama bunları şu an yapmıyorum. Dediklerimin mealine gelirsek ; bateri çalmıştım ama kısa bir macera olmuştu, 4 sene falan olmuştur stüdyonun önünden geçmeyeli. Evet resim yapmayı seviyorum daha dogrusu başkaları resim yaparken işlerine karışmayı. 2 tane klip çekmiştim amatorce birini yayınlayabilirim aslında. Evet kitap okumam lazım! Aletleri alalı 2 hafta oldu ufak caplı çalışmalar başladı tabii ki.
Neden kendimi yalan söylemiş gibi hissediyorum? Sadece biraz abartmışım. Hadi onu geçtim kendime yalan söyledim, bunları severek yapıyormuşum gibi bir izlenim uyandırdım, buna kendimde kandım bu aralar. Neyse lafı uzattım kitap okumalıyım
İzleyiciler
Hakkımda
- CuRock
- Küçükken oyuncaklarımı parçalardım, büyüdüm geliştim. Artık uçakları parçalıyorum, sonra tekrar topluyorum...
