Hasarlı Bilgiler

Hasarsız bilgiler kitaplarda...

30 Kasım 2010

Jay & Silent Bob




Fuck. Fuck. Fuck. Mother mother fuck. Mother mother fuck fuck. Mother fuck mother fuck. Noise noise noise. 1 2 1 2 3 4 Noise noise noise Smokin weed, smokin weed Doin' coke, drinkin beers Drinkin beers, beers beers Rollin' fatties, smokin blunts Who smokes the blunts? We smoke the blunts Rollin' blunts and smokin um'
15 bucks, little man, put that shit in my hand If that money doesn't show then you owe me owe me owe My jungle love yeah Oh e oh e oh I think I wanna know ya know ya... yeah, what


Jay & Silent Bob strike back'ten (serinin 3. filmidir)stresliyken insanı son derece rahatlatan bir sahnedir. Ayrıca seriyi (Clerks 1, 2, J&S strike back)tavsiye ederim. Bu adamlara bayılıyorum.
Kevin Smith'in yazıp yönettiği filmlerdir üçüde, mükemmel bir yönetmen ve yazardır kendileri. Espiri yeteniği sırf bu küfürlü sahneden ibaret değildir. Ayrıca Silent Bob karakterini (tombul olan) canlandırmaktadır. Star Wars manyağıdır filmlerinde ince dokunuşlar yapar, tatlı tatlı açıklarını yakalar anlattırır karakterlere ;) Daredevil'i yazmıştır, good will hunting in yapımcısıdır (senaryo oscarı kazanmıştır bu film), çizgi romanlara bayılır. Dogma, Chasing amy, Cop out diğer hoşuma giden filmleridir.

Böylelikle saatlerce yazmayı planladığım Kevin Smith dosyamı da kapatmış bulunuyorum :) unuttuğum birşey varsa affola

25 Mart 2010

The Road (2009)



Genel anlamda bakınca senaryo bize, intihar eden annenin tavsiyesi ile baba ve oğlun dünya üzerinde hayvan ve bitki formlarının yok olduğu, insanlığın ise yok denecek kadar azaldığı bir zaman diliminde bir dahaki kışı ılık bir sahil kıyısında geçirmek için yolculuklarını anlatıyor. Bu yolculukları boyunca dünyada yiyecek sıkıntısı olduğundan diğer insanların saldırılarına maruz kalır ve sürekli açlık çekmektedirler. Her yer talan edilmiş, her yer tozla kaplıdır, ormanlar ara sıra yanmaktadır ve geneli kül halindedir. Dünya bu hale geldikten sonra doğan çocuk ise gerçek dünya ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir, yol boyunca babası birgün yalnız kalacağını söyleyerek ona hayatta kalma kılavuzluğu yapmaktadır.

Acıtır bu film. Karnınız aç filmi izlerseniz gün boyunca aç kalırsınız. Çocuk sahibi olmanın ne denli fedakarlık gerektirdiğini anlatır, oğlun babası ölürken "nereye gidiyorsun baba, beni de götür oraya,ben de geliyim" demesi koparır.
Çaresizliklerin bu denli zorladığı bir çocuğun akıllı, zeki, yardımsever, sevecen kalabilmesi çocuğun her yerde çocuk olduğunu gösteriyor.

Dipnot : Baba bir dükkanda açılmamış kola bulur ve ogluna içsin diye verir. Çocuk ilk yudumu aldığında yüzünde kolanın tadının şaşkınlığı vardır ardından masumca gülerek geğirir. Bu sahnenin devamında kolası bitince iç güdüsel olarak çocuk kutuya futbol topuymuş gibi tekmeyi basar. :)
Evet filmde kimsenin ismi yok. O yüzden baba oğul demek zorunda kalıyorum.
Ayrıca konu olarak i m legend' a benzer özelliklere sahiptir.
Oğlun performansı mükemmeldir.
Kitap uyarlamasıdır


Anime seven sevmeyen herkesin beğenisi toplayayacağına inandığım mükemmel bir sanat eseri. Bir dergide tanıtımını gördüğümde izlemek için not almıştım ama o not ne yazik ki baya bi geç çıktı karşıma.Gerçi film bi sitede karşıma çıktığında not aldığım yeri hatırladım buldum notumu baktım baktım baktım ve gülümsedim.

The chosen cherry blossoms, cosmonaut ve 5 centimeters per second adlarında birbirinin devamı ama farklı zaman ve mekanlarda geçen aşka, özleme, mesafelere, pişmanlıklara yer verilen japon yapımıdır.İzlerken takip etmek zorlaşıyor bu animeyi sürekli zihniniz geçmişte yaşadıklarınızı aklınıza getiriy, sizi alıyor götürüyor başka yerlere.O mükemmel sahneleri gözden kaçırmak istemiyorsunuz bi yandan.Bütün sahneler birer sanat eseriymiş gibi incelemek istiyorsunuz ama anlamak içinde bi yandan altyazı ingilizce olduğundan da takip edilmesi zorlaşıyor.Dikkatle izlenmesi lazım.

Kaç kere daha izlerim kimbilir...etkisinden kolay kolay kurtulunmuyor.zaten isteyen kim...

Filmin sonundaki şarkı ve görüntüler ayrıca mükemmel...aynı şehirdeler hep birbirlerinin aklındalar ama "seni bir kez daha görebilmek için hangi hızda yaşamalıyım?"



Daha da şaşırtıcı olan gerçek mekanların bu animede hiç bir masraftan, emekten, zamandan kaçınılmadan birebir çizilmesidir.Aşağıdaki adreste karşılaştırılmalı olarak yayınlanmıştır.

5 centimeters per second real life pictures



16 Mart 2010

Jeux D'enfants (2003)


Sinema anadoluda izlemiştim sinema haftasında.
Sinemadan çıkışımızı hatırlıyorum herkesin dilinde la vie en rose.
Herkes mırıldanıyor ve kimse konuşmuyor, filmin büyüsünü bir diğerinin konuşarak bozmasını istemiyor.Ölmüşlermiydi cidden? ölmemeliler.İntihar görünüşlü bir oyundan başka birşey olamazdı bize göre, aklımızdan filmi geçiriyorduk bir sahnede ipucu vermiş olmalıydılar ölmediklerine dair.Uzun yol boyunca konuşmamaya devam ettik,geride yürüyenlerden la vie en rose u ıslığıyla mükemmel çalan kişiye kimse dönüp bakmıyordu erken bitirmesin diye o da kimse konuşmadıkca çalmaya devam ediyordu.



"Lütfen başa sarın" ismiyle ülkemizde 2008 yılında vizyona girmiş muhteşem bir film.

Hakkında hiçbir bilgiye sahip değilken Jack Black ismine güvenerek izlemeye koyulduğum ve izlerken hiç bir filmde bu kadar güldüğümü hatırlamadığım son derece samimi karakterler içeren ve izleyeni içine çeken, biraz hüzünlendiren öyküye sahip eğlenceli bir film.Arkadaşlarınızla toplandığınızda tekrar tekrar izlenesi bi film!