Diyalog 1
-Yalan söyler misin?
+Hayır... hayır söylemem
Diyalog 2
-İnsanlar yalan söyler mi?
+Evet söylerler
-Peki sen yalan söyler misin?
+....Bazen. Her insan söyler dimi ama
Diyalog 3
-Eşin seni hiç aldattı mı?
+Hayır, bana sadıktır eşim,aldatmaz beni!
Diyalog 4
-İnsanlar birbirlerini aldatır mı?
+Evet aldatırlar
-Peki eşin seni hiç aldattı mı?
+.....sanmıyorum.
Her zaman soruların gücüne inanmışımdır. Sorular sadece cevap almak için sorulur. (İstisna 1: Kişi kendi kendine tanrım niye ben diye hayıflanmıyorsa tabi, onun cevabını kimse alamamıştır.İstisna 2:Duvara mı konuşuyorum ben? vs.) Almak istediğimiz cevap ise sorduğumuz sorunun biçimine göre olacaktır. Cevap karşımızdaki kişide olan bilgidir. Karşımızdaki kişide bu bilgiyi neden istediğimize bağlı olarak duruşumuzu, ses tonumuzu, mimiklerimizi bilinçaltında saliseler içinde inceleyerek uygun bulduğu düzeyde verecektir. Bu bilgiye yalın ve sade haliyle ulaşmak sanırım sadece işletim sistemlerinde mümkün. İnsanoğlu var oluşundan bu zamana kadar kişi olarak aynı sorulara farklı cevaplar vermiştir. Demek istediğim saatiniz kaç deyince 15.35, saatiniz var mı acaba deyince 15.45 cinsinden değil. Kişinin kendi yorumunu katabildiği cevaplardan bahsediyorum. Eğer yorum katabiliyorsa demek ki bizde bu yorumu etkileyebiliriz. Peki neden etkileyelim alacağımız cevabı kardeşim ben dürüstce direk aklına gelen ilk cevabı isterim diyenleriniz olabilir. O zaman diyalog 1 ve 3 deki gibi direk yalın sade kendinden emin cevapları alırsınız, kendinizce tatmin olursunuz aldığınız cevapla. Diğer yandan diyalog 2 ve 4 teki kişilerde aynı kişiler. Ne oldu da aynı sorulara verilen cevaplar değişti?
Kadınlar bu konuda uzmandır...
"Hayatım bu akşam yemeği dışarıda yiyelim mi?Yemek yapamadım" giriş cümlesi aynı kişiler arasında farklı diyaloglara gebedir. Bir tanesinde dışarı çıkmak için hazır eşini kapıda karşılayan bir eş düşünün. Diğerinde ise tv karşısında oturan bir eş düşünün. Aynı soruyu aynı sevimlilikle sorsalar. Amaca hangisini daha yakın bulursunuz? Evet haksızlık var aralarında biri şık giyinmiş yağ çekiyor, diğeri yemek hazırlamak yerine tv karşısında oturuyor. (ilkinin yemek hazırlamak yerine ne yaptığını bilmiyoruz, şahsen uydururumda durum karışır şimdi) Bu onların soracakları soruya istedikleri cevabı alma yolunda ortaya koydukları performans. Bilinçli ya da bilinçsiz
bu tarz performansları bizde çocukluğumuzdan itibaren uygulamaya koyulduk. Önce anne babamızla başladık sorularımıza (biraz daha çikolata yiyebilir miyim? nolur nolur nolur? bunlar yetmediğinde ağladık) istediğimiz cevapları alınca daha da abarttık hatta hayatımızın bir kısmında tarzımız oldu. sonra ablalar abiler arkadaşlar üzerinde denedik, taki kediyi feyz alan bir kız arkadaşa toslayana kadar. Kediler istediklerini (evet istek kelimesini kullandım çünkü soru soramazlar amaçlarına ulaşmak için) alma konusunda mükemmel yaratıklardır. Kendilerini sevdirene kadar sırnaşırlar, yemek verilene dek saatlerce miyavlarlar (çok utanmazlardır) hayatı zindan etmelerini engellemek için amaçlarına ulaşmalarını sağlarız. İstediği cevabı veririz ona. O da diğer açıdan istediği cevabı almayı başarmıştır.
Yani soru sorarken insanlara istediğimizi yaptırabilir miyiz?
İstediğini yaptırmayı amaçlıyorsan soru sorarken mümkün. Ama ben bu yazıyı amacınıza ulaşmak için nasıl, ne şekilde, hangi biçimde sorular sormanız gerektiğini öğütlemek için yazmadım. Her zaman kendi istediğiniz cevabı yönlendirilmeden verebilin diye yazdım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İzleyiciler
Hakkımda
- CuRock
- Küçükken oyuncaklarımı parçalardım, büyüdüm geliştim. Artık uçakları parçalıyorum, sonra tekrar topluyorum...

1 yorum:
:)
Yorum Gönder